SDAM Seminer Etkinliği: Dünden Bugüne Filistin/Mescid-i Aksa
ETKİNLİKLER - 09.01.2018 14:22
Strateji Düşünce ve Analiz Merkezi (SDAM), 07 Ocak 2018 tarihinde Diyarbakır Temsilciliği seminer salonunda, Artuklu Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Halid el-Uveysi'nin katılımıyla “Dünden Bugüne Filistin/Mescid-i Aksa” konulu seminer etkinliği düzenledi.

Konuşmasına Filistin halkının özel selamları ve Selahaddin-i Eyyubi'nin torunlarının yaşadığı bu coğrafyadan yüksek beklentisi vurgusuyla başlayan el-Uveysi, Filistin ve Mescid-i Aksa'nın tarihini, Batı'nın milliyetçilik belası ile önce Türkleri, sonra da Arap ve Kürtleri tuzağa düşürüp ümmeti nasıl parçaladığını, sadece duygusal bazı söylemlerle değil bilimsel anlamda Beyt'ül Makdis'in önemini ve Beyt'ül Makdis'e neden sahip çıkılması gerektiğini anlattı.

Öncelikle Batı'nın İslâm Ümmeti üzerinde oynadığı oyunlara değinen el-Uveysi,  “Batı'nın icat ettiği milliyetçilik fikri ile Ortadoğu'da yirmiden fazla Arap devleti kurdular ve birbirine düşman ettiler. Bu; böl, parçala, yönet taktiği idi ve başarılı da oldular. Aslında Kürt devleti de kuracaklardı. Ancak İngiliz Gertrude Bell adlı, Lawrence adlı İngiliz ajandan daha etkili bir kadın, Kürtlerin İngiltere'ye bağlı bir halk olmadığı gerekçesiyle bunu engelledi.” dedi.

İslâm Ümmetinin son büyük zaferinin bundan 103 yıl önce gerçekleşen Çanakkale zaferi olduğunu ifade eden el-Uveysi şöyle konuştu; “Çanakkale zaferinde tüm coğrafya Türk'ü, Kürd'ü, Arab'ı hep birlikte cihad anlayışı ile kâfirlere karşı savaştı ve zafer elde etti. Osmanlı ordusu savaşa gitmeden önce Mescid-i Aksa'ya gider ve orada zafer için dua ederdi. İkinci Abdulhamit, Theodor Herzl tarafından Filistin karşılığında kendisine yapılan teklifleri asla kabul etmedi. Ümmetin davası olan Aksa meselesini önce Arap meselesi, sonra da Filistin halkının meselesi haline getirmek istediler ki ümmetin çimentosu olan bu kutsal topraklara ilgi uyanmasın. Şimdi Suudiler Kâbe bizimdir derse kabul eder miyiz? Hayır, ama ümmet Aksa meselesini Filistin halkına bıraktı. Bu mücadele milli bir mücadele değil, Ümmetin meselesidir. Peki, bizler Aksa için ne yaptık? İngiliz ve Fransızlar çizdikleri sınırlarla sadece coğrafyamızı değil, düşüncelerimizi ve aklımızı da işgal ettiler. Yapılan algı ve propagandaların tuzağına düştük. Örneğin, ağlama duvarı diye bir adlandırma yaptılar ve bugün hep bu isim kullanılmakta. Oysa o duvarın gerçek ismi Burak duvarıdır.”

Mücadelenin öncelikle bilgi ile olabileceğini ve bunu düşmanın da gerçekleştirdiğini vurgulayan el-Uveysi, “İsrail de önce kendisine göre bilimsel araştırmalar gerçekleştirdi ve bu toprakları neden istedikleri konusunda ikna aracı olarak sözde bazı bilgileri kullandı. Peki, Mescid-i Aksa bizim için neden önemlidir? Bu konuda Türkiye'de çok az kitap var ve onlar da bilimsel olarak çok yetersiz. İslâm coğrafyasındaki kitaplar da genellikle duygusal bir ağırlığa sahip. Bilimsel temelden uzak bir sloganla ‘Mescid-i Aksa bizimdir, çünkü bizimdir' anlayışı var. Oysa Selahaddin-i Eyyubi döneminde ilk yapılan şey Mescid-i Aksa ile ilgili hadis ve bilgi toplama oldu. Bizim için neden önemli, öğrenmek zorundayız. Dünyada altmış civarında Müslüman ülke ve 2 milyara yakın Müslüman; ayrıca sadece bir yahudi ülke ve en fazla 25-30 milyon yahudi var iken bu hal nasıl izah edilebilir? Bu kadar Müslüman ülke İİT için çağrılırken kimi sekreterini, kimi şoförünü gönderdi. Çünkü onlar için Aksa önemsiz bir mesele. O nedenle Filistin'in onlardan beklentisi yok. Ama sizlerden yani Selahaddin'in torunlarından beklentileri çoktur. Selahaddin-i Eyyubi neden Diyarbakır'a geldi? Buraya tek bir amaç için geldi. Davasına nefer bulmak için. Bugün el-Halil kentinin %30'u Kürt asıllıdır. Dedeleri zamanında oraya gidip savaşmış ve oraya yerleşmişlerdir.” diye konuştu.

Kudüs Davası'nda Mısır'ın konumuna da değinen el-Uveysi “Mısır önemli bir coğrafya. Selahaddin-i Eyyubi Mısır'a hükmedince Haçlılar çok korktular. Onu oradan düşürmek için çok uğraştılar ama yapamadılar ve kısa bir süre sonra da sonları geldi. İsrail bugün aynı hataya düşmek istemiyor. İsrail'de birçok araştırma kuruluşu var ve haçlıların nerede hata yaptığını araştırıyorlar, kendileri bu hatalara düşmesin diye. İşte Selahaddin-i Eyyubi fethi nasıl gerçekleştirdi? Öncelikle okumak, araştırmak gerek. Bizler için neden Beyt'ül Makdis önemli bunu bilimsel olarak ortaya koymak gerekiyor. Bakın O büyük fatih ne diyor; ‘Bu toprakları kılıçla fethetmedim. Kadı Fadıl'ın kalemi ile fethettim.' Burada bilginin önemini zikretmektedir.” ifadelerini kullandı. 

Bir Müslüman'ın Kâbe'ye ilgisiz kalmadığı gibi Mescid-i Aksa'ya da duyarsız olamayacağını söyleyen el-Uveysi  “Bugün her Müslüman Kâbe'yi görmek ister. Bizler her gün namazda oraya dönmekte ve manevi bir bağlılık hissetmekteyiz. Peki, Aksa için böyle bir his taşıyor muyuz? Hayır, oysa o da ilk kıblemiz. Öyleyse burası için de bu duyguyu nasıl sağlayabiliriz, buna odaklanmak gerek. Bugün geçici bir gündemle değil, Ashab-ı Kiram gibi sürekli Mescid-i Aksa ile olmalı ve aramızdaki manevi bağı güçlendirmeliyiz.. Bu manevi ve dini bağ olmadıkça onu özgürleştirmek mümkün olmayacaktır. Bu nedenle her namaz ve kıbleye dönüş bizlere Aksa ile bir bağ sağlamalıdır.” diye konuştu.

Son olarak Diyarbakır'a gelen Selahaddin-i Eyyubi'ye buradaki Müslüman kadınların Aksa için gül suyu verdiği ve Selahaddin'in bu suyla haçlıların üzerinde domuz bile kesip kirlettiği kıble taşını temizlediğinden bahseden el-Uveysi, “Beyt'ül Makdis'i ilk fetheden Hz. Ömer, ikinci kez fetheden de Selahaddin-i Eyyubi oldu. İnşallah üçüncü fatihler sizler olursunuz.” dualarıyla sözlerini tamamladı.

  Seminer soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.



Yorumlar Yükleniyor..
DİĞER TÜM YAZILAR
Kategoriye ait diğer yazılar
Atikali Mah. Müezzin Bilal Sokak No:14/4 Fatih / İSTANBUL  Email: sdamstrateji@gmail.com
Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.