Nijerya'daki İslâmî Hareketler
ÜLKELER VE İSLâMî HAREKETLER - 06.03.2018 14:44
Çalışma, Nijerya ile ilgili genel bilgiler sunmakta ve Nijerya'da bulunan İslâmî Hareketleri incelemektedir.

Abdulkadir TURAN

NİJERYA'NIN COĞRAFİ, DEMOGRAFİK VE İDARİ YAPISI

Nijerya, Afrika'da Atlas Okyanusu kıyısındaki ülkelerdendir; kuzeyde Nijer, kuzeydoğuda Çad, doğuda Kamerun, güneyde Gine Körfezi, batıda Benin Halk Cumhuriyeti ile komşudur. Resmi adı Nijerya Federal Cumhuriyeti (Federal Republic of Nigeria) olan ve İngiliz sömürgesi olan ülke 1 Ekim 1960'ta bağımsızlığına kavuşmuştur.

923.768 km²'lik yüzölçümüne sahip Nijerya,  200 milyona yaklaşan nüfusuyla Afrika'nın en kalabalık ülkesidir. Ülkenin başkenti Abuja'dır diğer önemli kentleri; eski başkent Lagos, Kano, İbadan, Kaduna, Port, Harcourt, Benin City ve Maiduguri'dir. 

Güneyde Gine körfezi kıyısında Nijer ırmağının taşıdığı alüvyonlardan oluşan geniş delta düzlükleriyle başlayan Nijerya arazisi, kuzeye doğru gidildikçe yükselir ve orta kesimlerdeki Jos yaylasında yükselti 1500 metreye kadar çıkar. İklim okyanusa uzaklık, yakınlık ve yüksekliğe bağlı olarak değişikliğe uğrar. Kıyı bölgesinde iki yağmur mevsimi görülür; burada yıllık yağışın 2500 milimetreyi geçtiği yerler vardır fakat kuzeye doğru yağış azalır. Kuzeyde kurak mevsim ekimden nisana kadar devam eder. Sıcaklıklar güneyden kuzeye doğru artar, en yüksek dereceler güneyde 35 derece iken kuzeyde ise 41 dereceyi bulur.

Doğal bitki örtüsü kıyı kesiminde bataklık bitkileriyle başlayıp iç kesimlere gidildikçe tropikal yağmur ormanlarına dönüşür. Kuzeye doğru savanlar görülürken daha kuzeyde ise çöl sahasına geçilir. Nijer ve Benue nehirleriyle bunlara karışan küçük ırmaklar akarsu sistemini oluşturur. Nijer nehrinin ülke topraklarındaki uzunluğu 1280 kilometredir, Nijer nehrinin üzerinde Kainji barajı yer alır. Nehir Benue ile birleştikten sonra yelpaze biçimindeki deltasıyla Atlas Okyanusu'na dökülür; aşağı kesimleri ulaşıma elverişlidir. Benue'nin Nijerya'daki uzunluğu, 900 kilometredir. Çad Gölü'nün bir bölümü de millî sınırlar içerisinde bulunmaktadır.

Nijerya'da nüfusun yaklaşık % 50'si Müslüman, % 34'ü Hristiyan'dır. Geriye kalanı animisttir.[1] Ülkede yaklaşık 150 etnik grubun var olduğu düşünülmektedir ancak etkin etnik gruplar iki büyük kısma ayrılır:

1. Kuzey ile iç kesimin kuzey grupları: Hevsâlar, Kano, Sokota ve Zaria eyaletlerinde yaşar, genelde tarım ve ticaretle uğraşırlar. Bunlardan Fûlânîler göçebe ve yarı göçebedirler.

2. Güney ile iç kesimin güney grupları: Bu gruptan Yorubalar köylerde yaşamaktadır ve orman kuşağında çok dağınık tarzda yerleşmiştir. Bu kısmın ikinci büyük etnik grubu ise İbalar'dır.

Resmî dili İngilizce olan Nijerya'nın çok sayıda lehçesi bulunan üç ana dil vardır. Bunlar Yoraba, Hausa ve İbo dilleridir. Bu dillerin yanında 300'ün üzerinde lehçe konuşulmaktadır. Nijerya ekonomisi tarım, hayvancılık ve madenciliğe dayanır. Tarım ürünleri olarak; Japon patatesi, manyok, darı, Hint darısı, mısır, tütün, palmiye cevizi ve yağı, yer fıstığı, kakao, pamuk, kauçuk, pirinç ve çeşitli sebzeler başta gelir. Bunlardan manyok ile Japon patatesi daha çok güneyde; darı, Hint darısı, yer fıstığı ve pamuk kuzeyde; pirinç güneydoğunun bataklık sahalarında ve kauçuk batı bölgesinde üretilir. Sığır, keçi, koyun ve domuz yetiştirilen başlıca hayvanlardır. Ülke hayvan ürünlerinden kösele, koyun, timsah ve yılan derisi ihraç eder. İç sularda ve denizde yürütülen balıkçılık son zamanlarda gelişme göstermeye başlamıştır.

Nijerya'nın en önemli yer altı zenginlikleri kömür, petrol ve doğal gazdır. Petrolün bulunmasıyla Enugu yataklarından çıkarılan kömürün üretimi azalmıştır. Petrol yatakları Calabar, Oloibiri ve Port Harcourt'ta yer alır. Diğer yer altı zenginlikleri kalay, kolombit, kireç taşı, demir ve çinkodur. Elektrik üretimi kömür, petrol ve doğal gaz kaynaklarından elde edilir. Ülkede endüstri daha ziyade petrol, kauçuk, maden, gıda ve giyim sektörlerinde yoğunlaşmış; petrol rafinerisi, kauçuk sütü işleme, otomobil lastiği, asfalt, demir çelik, çimento, tarım aletleri, dikiş makinesi, tekstil, ayakkabı, boya-vernik, plastik yağ (palmiye, yer fıstığı), sabun, konserve (et), tütün, bira, gazoz gibi imalât ve otomobil (Peugeot), bisiklet montaj fabrikaları ile çeşitli atölye ve imalâthaneler, küçük çaplı gemi tersaneleri kurulmuştur. Başlıca ihracat ürünleri petrol, kakao, yer fıstığı ve kalaydır; bunlar Avrupa Birliği ülkelerine ve Amerika Birleşik Devletleri'ne satılır.[2]

Nijerya, İslâm İşbirliği Teşkilatı (İİT), Gelişmekte Olan 8 Ülke (D-8), Afrika Birliği (AfB), Petrol İhraç Eden Ülkeler (OPEC) ve İngiliz Milletler Topluluğu üyesidir.

Nijerya'nın yönetim şekli Federal Cumhuriyettir. Ülke, toplam 36 eyalet ve federal başkent bölgesinden oluşmakta, ABD benzeri başkanlık sistemi ile yönetilmektedir. Yürütme yetkisi, halk tarafından dört yıllığına doğrudan seçilen devlet başkanına verilmiştir. Devlet başkanı tarafından Meclis'in üst kanadı olan Senato'ya önerilen bakan adayları, öncelikle Senato tarafından incelenmekte ve onaylandıktan sonra devlet başkanı tarafından bakan olarak atanmaktadırlar. Parlamentoda hükümet programı okunması ve güven oylaması yapılmamaktadır.

Yasama görevini Senato (üst kanat-109 üye) ve Temsilciler Meclisi'nden (alt kanat-360 üye) oluşan Ulusal Meclis yerine getirmektedir. Her eyaletin başında, halk tarafından doğrudan seçilen ve geniş yetkileri bulunan bir vali bulunmaktadır. Her eyaletin kendi hükümeti ve parlamentosu vardır. Ülkede tüm seçimler (devlet başkanlığı, senato, temsilciler meclisi, eyalet valiliği, eyalet meclisi) 4 yılda bir 3-4 haftayı kapsayan bir dönemde yapılmaktadır.

Nijerya'da önemli siyasi partiler; Tüm İlericiler Kongresi (APC), Halkın Demokratik Partisi (PDP), Uyum Partisi, Tüm İlericiler Büyük İttifakı (APGA) ve İşçi Partisi(LP)'dir.

Son devlet başkanlığı ve ulusal parlamento seçimleri 28 ve 29 Mart 2015 tarihlerinde, eyalet valiliği ve eyalet parlamentosu seçimleri ise 11 Nisan 2015 tarihinde yapılmıştır. Devlet başkanlığı seçimlerini ana muhalefet partisi APC'nin adayı, 1984-1985 yıllarında askeri yönetimin Devlet Başkanlığını yapmış ve 2011 seçimlerinde devlet başkan adayı olarak yer almış emekli General Muhammadu Buhari kazanmıştır. Katılım oranının yaklaşık %44 olduğu seçimlerde APC oyların %54'ünü, iktidardaki PDP ise oyların %45'ini almıştır. Böylece, 1999'da demokrasiye geçen Nijerya'da PDP, ilk defa seçim kaybetmiştir. Yapılan seçimlerden sonra Devlet Başkanı Muhammed Buharî görevi 29 Mayıs 2015 tarihinde devralmıştır.[3]

Nijerya'da Müslümanların liderliğinde önemli bir konuma sahip olan Sokoto Halifeliği/sultanlığı bugün bile liderliğin babadan oğula geçmesiyle devam etmektedir. Kuzeyde sembolik bir öneme sahip Sokoto Sultanlığı, 20. sultan Sa'd Ebû Bekir tarafından temsil edilmektedir. Asker kökenli olan Sa'd Ebû Bekir, Nijerya'nın birliğini koruması için uğraşırken Hıristiyanların baskılarına rağmen ülkenin İslâm'dan uzaklaştırılmasına karşı çıkmaktadır. Aralık 2016'da Hıristiyanların desteğiyle miras hukukunda kadın ve erkekleri eşitleyen bir yasa tasarısı hazırlanıp Nijerya'da kabul edilmek istenmiş ancak Sultan “Dinimiz, yaşamımızın tamamı için yol göstericidir. Bu nedenle, Allah'ın bize izin vermiş olduğu şeyi değiştirmek için herhangi bir hamle kabul etmeyeceğiz.” diyerek yasaya karşı çıkmıştır.[4]

 

NİJERYA'DA İSLÂM

Nijerya'da İslâmlaşma ilk olarak Hamıd Muhammed Mani'nin tebliğ faaliyetleri ile 11. Yüzyılın sonunda gerçekleştiği düşünülmektedir.[5] Kitlesel anlamda ilk Müslümanlaşmanın ise 13-15. yüzyıllarda ülkenin kuzeyinde Mali ve Songay sultanlıkları üzerinden gerçekleşmiştir.[6]

16. yüzyılın sonlarında Bornu-Kanem bölgesinde çok sayıda cami ve medresenin bulunduğu belirtilse de İslâm'ın Nijerya'da asıl yayıldığı süreç 19. Yüzyıl ve bu süreçte Osman Dan Fudî'nin yapmış olduğu cihat hareketidir.

Aralık 1754'te dünyaya gelen Osman Dan Fudî, Batı Afrika'nın geniş bir kesitine yayılmış olan Fulanî kabilesine mensup ilimle iştigal eden bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Kadirî şeyhi Şeyh Cibril bin Ömer gibi önemli mutasavvıflardan ders almış, bununla birlikte Medine'ye uzanarak Şah Veliyullah Dehlevî ve Muhammed bin Abdülvahab gibi şahsiyetlerle tanışmıştır. 19. yüzyılın başında başlattığı cihad hareketiyle Nijerya'da geniş bir alanda hâkimiyet kurmuş, Sokoto Halifeliğini kurarak bugünkü Nijerya'nın temelini atmıştır.[7]

Putperest kabilelerin topraklarını fethederek Nijerya'da İslâm'ın bugünkü anlamda yer edinmesinde en önemli paya sahip olan Osman Dan Fudî, bir yandan İbn Teymiyye etkisi ile ilişkilendirilen bidat karşıtlığı, diğer yandan Kadirîyye tarikatına bağlılığı ile Nijerya'da sünnet konusunda duyarlı ama aynı zamanda tasavvufun da öne çıktığı İslâmî bir anlayışın yerleşmesini sağlamıştır. Osman Dan Fudi, esasta birleştirme ve uzlaştırmaya dayalı bir İslâmî anlayışla öne çıkmış; Nijerya'da İslâmî yaşamı bugün de etkili olan bu çizgi üzerinde inşa etmiştir.

Osman Dan Fudî'nin cihadıyla geniş Hausa kabilesi tam hâkimiyet altına alınamamışsa da 1903'teki İngiliz işgaline kadar devam eden Sokoto Halifeliği boyunca Yoruba ve Nupe halkları İslâm'la tanışmış; İslâm Nijerya'da en etkin din hâline gelmiştir.  Sokoto Halifeliği, kendi topraklarını Darü'l-İslâm, çevresindeki putperest kabilelerin coğrafyasını ise Darü'l-Harp olarak tanımlamış, halkını manevi olarak ayakta tutmak ve putperestlere karşı cihat için sufîlerin ribat teşkilatlarından genişçe istifade etmiştir.[8] Ülkenin kuruluşundaki ve Müslümanlaşmasındaki bu yapıdan dolayı Nijerya Müslümanları hâlen geniş bir tarikat konfederasyonu görünümünde olup büyük çoğunluk açısından birlik ve uzlaşı içindedirler. Müslümanlar ülke nüfusunun tam bir çoğunluğunu teşkil etmemelerine rağmen, diğer dinlerden kişilerin de desteğini alarak ülke yönetiminde en önemli paya sahip olmuş, yönetimdeki bu güç sayesinde ülke bir İslâm ülkesi olarak öne çıkmıştır. 

Nijerya, henüz 15. yüzyılda Portekiz ve İngilizlerin esir toplama alanı olmuş, 20 milyona yakın Nijeryalı yurdundan koparılarak Batılı esir avcılarınca yakalanıp köle olarak ülke dışına çıkartılmıştır.

İngiltere, 19. yüzyıl başlarından itibaren Nijerya içişlerine karışmaya başlamış,  ilk olarak Lagos 1861'da İngiliz kolonisi olmuştur. Lagos'un ardından 1885'te Gine Körfezi civarı da İngilizler tarafından istila edilmiştir. Bundan sonra Büyük Britanya, ülkeyi iki valiliğe ayırarak yönetmeye çalışmıştır.

İngilizler, 19. yüzyılda hâkimiyetlerini pekiştirmek için Güney'de putperestleri Hıristiyanlaştırma yoluna gitmiş; Nijerya'da geniş bir Protestan Hıristiyan kitle oluşturmuştur. İngilizlerin eliyle Hıristiyanlaştırılan putperestler, Nijerya'daki seküler kesimi temsil edenler olarak varlık bulmuşlardır.

Buna karşılık kuzeyde Sokoto Halifeliği 15 emirlik hâlinde toplumu Müslümanlaştırma ve İslâmî idareyle yönetme sürecini sürdürmüştür. İngilizler, 1903'te bu bölgeye hâkim olduktan sonra da İslâm ve yönetim birlikteliğine dokunamamışlardır. Bundan dolayı İngiliz koloniliği döneminde bile İslâm, kuzeyde güçlenmeye devam etmiştir.[9]

 

NİJERYA'DA SİYASİ YAPI

İngiltere, II. Dünya Savaşı'ndan sonra Nijerya'yı yönetme konusunda problem yaşayınca ülkeyi Müslüman Kuzey, Hıristiyan ve Putperest Güney ve Başkent çevresi Merkez olmak üzere üç büyük bölgeye ayırdı. Her bölgeye kendi hükümet, parlamento ve hukukuna sahip olma hakkını verdi. Bununla birlikte bölgeleri güçlü bir şekilde merkezi federal hükümete bağladı. Müslümanlar, kendi yapılarını korurken federal hükümet ve Güney, seküler bir yapıya büründü. Ülkede, İngiliz kanunları, geleneksel hukuk ve İslâm hukuku aynı anda uygulandı; Müslümanlar, bu süreçte İslâm hukukunu uygulayan mahkemelerin alanını güneye doğru genişleterek avantajlı bir konuma geçtiler.

Diğer yandan İngilizler, sömürgecilikleri döneminde kendilerine bağlı Siyahî bir elit kitle oluşturdular, “siyah emperyalistler” olarak tanımlanan bu kitlenin de Beyaz sömürgeciler gibi kendilerine ait mahalleleri vardı, halktan ayrı düşünüyor ve ayrı yaşıyorlardı. Bu tür yapılara karşı Müslümanlar, özellikle Sokoto bölgesindeki yoğunlukları ile anti sömürgeci güç olarak öne çıktılar.[10] Nijerya halkı nezdinde İslâm'ı, özgürlüğün ve kurtuluşun simgesi olarak korumaya devam ettiler.

Nijerya'nın bağımsızlığını kazanmasından önce üç büyük parti kurulmuştur. Bunlardan Müslümanların kurduğu iki parti de görüşlerini Osman Dan Fudî'ye dayandırıyor, onun öğretilerine sahip çıkıyorlardı. Ancak Muhafazakâr Kuzey Halklarının Kongresi (NPC), daha seküler ve İngilizlere daha yakın bir duruş ortaya koyarken Kuzey Unsurları İlerici Birliği (NEPU) İslâmî bir söylemle öne çıkmıştır.

İslâmcı elitler (eşraf) tarafından kurulan NPC, bölgede kendi gücünü tekelleştirmesine izin veren İngiliz sömürgecilerle var olan siyasi anlaşmayı sürdürme taraftarıyken, NEPU daha köklü İslâmî bir çizgi tutturmuş ve İngiliz sömürgeciliğini baskıcı bir sistem olmakla suçlamıştır. Söz konusu parti,  Kuzey Nijerya'da “sosyal adalet, refah ve hakkaniyet toplumu” oluşturmak için çalışmış, İslâmî kesimleri siyasete atılmaları konusunda teşvik etmiştir.

1959'da yapılan ilk seçimlerde kuzeyin Nijerya Halkları Kongresi (NPC) kazanmış,  parti lideri Ebubekir Tafawa Balewa başbakan olmuştur. NPC'nin bilinen siyasi eğilimine rağmen Müslümanlar iktidara geldikten hemen sonra 1960'ta ülkenin bağımsızlığını ilan etmişlerdir. Ülkenin rejimi 1963'te Cumhuriyet olarak belirlenmişse de bu dönemde yapılan anayasa İngiliz yasalarının Nijerya'ya uydurulmuş biçimi olarak kalmış, bununla birlikte Nijerya sisteminin tepesinde başbakan (Westminster) bulunmuş, İngiltere Kraliçesi Nijerya kraliçesi olarak da tanınmıştır.  

1967'de Biafra bölgesinin isyanı, 20. yüzyılın en kanlı savaşlarından biriyle bastırılmış, petrol yatakların bulunmasından sonra ise ülke 29 Haziran 1975'te General Muhammed liderliğinde askeri rejime geçmiştir. Askeri rejimden sonra Nijerya, yeni bir anayasaya yönelmiş, 1979'da yürürlüğe giren anayasada “Westminster” sistemi terk edilmiş,  Amerikan tarzı başkanlık sistemi getirilmiş,  her federal eyalete belli bir özerklik verilmiş; İngiltere Kraliçesi devletin başı olmaktan uzaklaştırılmış ve modern Nijerya'nın kuruluşundan beri ilk kez şeriat hukuku (medeni hukuk) tanınmıştır. Ülkede askeri rejim, 1990'lı yıllara kadar devam etmiştir.[11]

1990'lı yıllarda Nijerya'da İslâm'ın yükselişinden rahatsız olan Hıristiyanların İslâm'a yönelik hakaretlerinden ve Müslümanların bu hakaretleri cezalandırma eğiliminden dolayı Hıristiyan ile Müslüman arasındaki gerginlik artmıştır. Kuzey Federal Devleti Valisi Ahmed Sani Yerima, kuzeydeki 12 devlette medeni hukukun ve ceza kanununun şeriata uygun bir anayasal düzeninde olması gerektiği konusunda baskı yapmaya başlamış; 1999'da ilan edilen Nijerya Anayasası'nın 275. Maddesinde Şeriat Mahkemeleri'nin kurulmasına izin verilmiştir. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün “idam cezası insanlık dışı, onursuz ve zalim bir cezadır. Sanığın suçu ne olursa olsun hiçbir şart altında idam aklanamaz” diyerek yaptığı protesto, Nijerya'daki Müslüman eyaletleri Şeriat hukukundan vazgeçirmemiştir. Sonraki dönemde de zina suçundan yargılanan Amina Lawal adlı kadına ve gazeteci İsioma Daniel'e Hz. Peygambere hakaret ettiği gerekçesiyle ölüm cezasının verilmesi, Hıristiyan yapılar ve uluslararası İslâm karşıtı güçler tarafından uluslararası zeminde konuşulmuş ve protesto edilmiştir.[12] Bu durum, Nijerya Müslümanları aleyhine propagandaya dönüştürülmüş olmasına rağmen Nijerya Müslümanları daha da kararlı bir şekilde Şeriat mahkemelerine yönelmişlerdir.  

Günümüzde Zamfara, Bauchi, Kebbi, Jigawa, Sokoto, Kaduna, Kano, Niger, Borno, Gombe, Katsina, ve Yobe olmak üzere 12 kuzey eyaletinde Federal Hükümetin İngiliz yasalarının yanında Şeriat kanunları da yürürlüktedir.[13]

 

NİJERYA-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

Türkiye, 1960 yılında bağımsızlığını kazanan Nijerya'nın o dönemki başkenti Lagos'ta Ağustos 1962'de büyükelçilik açmış, 1991'te Abuja'nın başkent ilan edilmesinden sonra büyükelçilik 2001 yılında Abuja'ya taşınmıştır. İslâm İşbirliği Teşkilatı ve D-8 Grubu, iki ülkenin buluşma noktalarıdır. İki ülke arasındaki ilişkiler, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Temmuz 2010'da D-8 Zirvesi için Nijerya'ya gitmesi ile yeni bir döneme girmiştir. Bu ziyaret, Türkiye'den Nijerya'ya Cumhurbaşkanı düzeyinde yapılan ilk ziyaret olma özelliğini taşımaktadır. Dönemin Hıristiyan Nijerya Devlet Başkanı Goodluck Jonathan da 2011 Şubat ayında beraberinde 10 Bakan, 5 Eyalet Valisi ve üst düzey yöneticilerden oluşan bir heyetle Türkiye'yi ziyaret etmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1-3 Mart 2016 tarihlerinde Nijerya'yı ziyaret etmiş bu ziyaret iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğini artırmıştır. Türkiye firmaları son dönemde Nijerya'ya yerleşmiş; ayrıca Türkiye, Nijeryalı öğrencilere doktora ve yüksek lisans bursları vermeye başlamıştır.[14] Yüksek düzeyde ziyaretler yapılsa da Türkiye ile Nijerya arasındaki ticari ilişkiler henüz istenilen düzeyde değildir.

Türkiye'nin bu girişimlerinin daha çok İslâm ülkeleri arasındaki ilişkilere dayanan iki ülke arasındaki ilişkileri geliştireceği muhakkaktır.

 

NİJERYA'DA ULEMA VE SEÇİMLER

“Şeriat talebi” ve “ulemanın dikkate alınması” Nijerya seçimlerinde Müslümanların hep en önemli iki teması olmuştur. Ulemanın bir kısmı medrese kökenli, diğer kısmı modern üniversite kökenlidir. Medrese kökenli ulema, geleneksel vazifelerini icra ederken modern üniversitelerden yetişme ulema, öğretmen, hâkim, imam gibi görevlerin yanında idareci veya danışman olarak da görev yapmakta; halk, adaylardan Şeriatı uygulamalarını ve ulemayı dinlemelerini talep etmektedir. Ulema da halka “iyi adam”, “Allah'tan korkan”, “ inancında sağlam” kişileri seçmeyi tavsiye etmekte, halk ise bu tavsiyeleri dikkate almaktadır.

Nijerya'da mezhep ve grubu ne olursa olsun, bütün ulema için örnek Osman Dan Fudî'dir. Ülkede bir alim Osman Dan Fudî çizgisi üzerinden Kadirîyye-Ticanîyye tarikatlarından birine mensup tasavvuf ehli olabildiği gibi Selefîyye mensubu da olabilir. Ancak her iki akım da seçimlerle ilgilidir, seçimlere katılmayı teşvik etmektedir. Buna karşılık Şii Şeyh İbrahim el-Zakzakî gibi seçimlere katılmayı, laik sisteme katılmak olarak görüp, reddeden kişilerin ve tekfirci yapıların görüşleri pek ilgi görmemektedir.

Nijerya, 1999'de serbest seçimlere geçmiş, 2003'te yapılan ilk serbest seçimde ulema, Kano eyaletinde açıkça All Nigeria Peoples Party (ANPP) adayı Malam İbrahim Şikaru'yu desteklemiş, Şikaru (Shekarau) seçimi kazandıktan sonra ulamayı önemli konumlara getirmiştir. Ayrıca ulemadan bir Şura Meclisi tayin etmiş, uygulamalarında söz konusu meclisin görüşlerini dikkate almıştır.

2007 Seçimlerinde ise tarikat kökenli ulema ile Selefî ulema arasında bir rekabet yaşanmışsa da iki taraf seçimden sonra sonuçların kabul edilmesi gerektiği yönünde beyanat vermiş, seçim tartışmalarının yaşanmaması Kano eyaletini güçlendirmiştir. [15]

 

Ahmedu Bello ve Nasıru'l-İslâm Cemaati

Modern Nijerya'nın kurucusu olarak kabul edilen Ahmedu Bello, 1910 yılında Sokoto'da doğdu. Osman Dan Fudî'nin torunu olan Bello 23 yaşında siyasetle uğraşmaya başlamıştır. 1940'ta Jammiyyar Mutanen Arewa adlı hareketi kurmuş; bu hareket, 1951'de Kuzey Halkları Kongresi (NPC/Northern Peoples' Congress) olarak siyasi bir partiye dönüşmüştür. Ahmedu Bello, 1954'te Kuzey Nijerya eyaletinin ilk başbakanı seçilirken NPC, Nijerya'nın İngiltere'den bağımsızlaşmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Ahmedu Bello, Nijerya'nın federal hükümetine ilgisiz kalmasa da daha çok kendisini Kuzey Nijerya halklarının haklarına adamış; güneyin muhalefetine karşı kuzeyi güçlendirme yoluna gitmiştir. İngiltere'de eğitim gören ve 1959'da kendisine İngiliz Kraliçesi II. Elizabeth tarafından şövalyelik unvanı verilen Bello, İngiltere'ye yakın durmuştur. Adına halen eğitim vermekte olan bir üniversite de bulunan Bello, 15 Ocak 1966'da askeri ihtilal sırasında evi yakılarak öldürülmüştür.[16]

Bello, Osman Dan Fudî'nin torunu olmasından dolayı Müslümanlar arasında sevilse de Suudi Arabistan ve Rabitatü'l-Alemi'l-İslâmî ile yoğun ilişkisiyle Nasıru'l-İslâm Cemaati üzerinden ülkeyi Vehhabileştirme yönünde çalışmalar içinde olması, Nijerya Müslümanları tarafından tepkiyle karşılanmıştır.

Bello, 29 Mayıs 1961'de Suudi Kralı Suud bin Abdulaziz ile Cidde'de bir araya gelmiş, ikili arasında görüşmelerde İslâm âleminin geneli ve Nijerya'daki İslâmî yapıyı etkileyecek kararlar alınmıştır.  Aynı toplantıda İslâm ülkeleri arasında kültürel işbirliği çerçevesinde Rabitatü'l-Alemi'l-İslâmî ‘nin de temeli atılmıştır. Rabıta, bir yıl sonra 16 Mayıs 1962'de Medine'de kurulduğunda Bello kuruluş töreninde teşkilatın amaçlarını açıklayan konuşmayı yapmıştır. Bello, Rabıta fikriyatını müsteşarı Şeyh Ebû Bekir el-Cumî (ö. 1996) önderliğinde Nijerya'da teşkilatlandırmış; bu amaçla Nasıru'l-İslâm cemaatini teşkil etmiş ve görüşlerini bu cemaat üzerinden Nijerya'ya yaymıştır.[17]

1987'de Suudi Arabistan'da Kral Faysal özel ödülünü alan el-Cumî, tercümeler ve telifler yoluyla devlet imkânlarından yararlanarak Nijerya'yı Vehhabileştirme çalışmaları yürütmüştür.[18] El-Cumî'nin cemaati, Bello'nun katlinden sonra el-Meclisü'l-A'la el-Nicerya li-Şuuni'l-İslâmîyye/ Nigerian Supreme Council for Islamic Affairs (NSCIA/Nijerya İslâmî Faaliyetler Yüksek Konseyi) adı altında varlığını sürdürmüştür.[19] Günümüzde Nijerya Müslümanlarının manevi lideri kabul edilen Sokoto Sultanı Sa'd Ebû Bekir aynı zamanda bu teşkilatın da liderliğini yapmaktadır. [20] ABD eski Dışişleri Bakanı John Kerry, Müslümanlar üzerindeki etkinliği sembolik düzeyde olan sultanı “ılımlı bir kişi” olarak övmüştür. [21]

 

İhvan-ı Müslimin Hareketi

Nijerya'da etkisi zayıf olan İhvan-ı Müslimin hareketi, “Cemaatü Ta'avunü'l-Müslimin Nicerya” (Nijerya Müslümanları Yardımlaşma Cemiyeti) adı altında Davud İmran Mallas tarafından 1994'te kurulmuştur. Cemaat, klasik İhvan-ı Müslimin teşkilatlanması içinde Nijerya'daki diğer İslâmî hareketlerle beraber ülkenin İslâmîleşmesi için çalışmaktadır. [22]

Bid'atlarla Mücadele ve Sünnetin İkamesi Cemaati

Camaatü İzalti'l-Bid'a ve İkameti's-Sünne adı altında 1974'te İsmail İdris tarafından Nijerya'nın iki yaygın hareketi Kadiriyye ve Ticaniyye'ye karşı Selefi bir hareket olarak kurulmuştur.[23] Selefî bir çizgide olan hareket, tekfirci yapılara zemin hazırladığı gerekçesiyle eleştirilmektedir.

 

Nijerya İslâmî Hareketi

Hareketin kurucusu Şeyh İbrahim ez-Zakzakî, Osman Dan Fudî çizgisindeki bir şahsiyet iken 1980'de İran'a yaptığı ziyarette Şia'ya geçmiş ve Nijerya'da İmamiyye mezhebini yaymaya başlamıştır.  Hareketinin adını Nijerya İslâmî Hareketi koyarak diğer hareketleri dışlayıcı bir tutum içinde bulunmuş; seçimlere katılmaya karşı çıkarak dengeleri hassas olan Nijerya'da Müslümanlar arasında tedirginliğe yol açmıştır. Hareketin 2014 Dünya Kudüs Günü dolayısıyla yaptığı gösterilerde Zakzakî'nin üç oğlu öldürülmüştür. Hareket,  12 Aralık 2015'te Nijerya hükümetinin kendilerine yönelik tutumlarını protesto etmiş; bu protestolarda da çok sayıda mensubu hayatını kaybetmiştir.[24]

Zakzâkî'nin Şiileşmesinden önce Nijerya'da varlıkları bilinmeyen Şiilerin nüfuslarının İran'ın yoğun desteği altında 3 milyonu bulduğu iddia edilmektedir.

Şia ritüellerini etkili olduğu Kadonâ vilayeti taraflarında, Kerbela ve Necef'teki şekliyle, nüfus dengesinin ve siyasi etkinliğin hassas olduğu Nijerya'ya taşıyan[25] hareket, halkı parasal desteklerle Şiileştirmek ve Müslümanları bölmekle itham edilmekte; bundan dolayı Nijerya Müslümanları tarafından şiddetle dışlanarak sistematik baskı altında tutulmaktadır. Hareket, buna karşı çıkış yolunu içeride Hıristiyanlara ve dışarıda Batı'ya yaklaşmakta bulmaktadır.  

 

Boko Haram Örgütü

“Yusufiyye” veya “Sünnet ve Cihada Çağrı İçin Halk Hareketi” olarak bilinirken Batılı eğitime karşı çıkmasından dolayı Nijerya dilinde “Batılı eğitim haram” anlamında Boko Haram diye adlandırılmıştır.

Hareketin kurucu lideri Muhammed Yusuf, Nijerya'yı Şiileştirme hareketinin lideri İbrahim Zakzakî ile birlikte iken Suudi Arabistan'a yakınlığı ile bilinen Ebû Bekir Lawal ile birlikte Zakzakî'den ayrılmış, 1990'da Kado ve çevre vilayetlerde Cemaatü'l-Tecdidi'l-İslâm (JTİ)'nin kuruluşuna katılmıştır. Cemaat, amacını Şia'nın Nijerya'da etkili olmasını engellemek olarak açıklamıştır. Cemaatin kuruluşunda etkili olana Ebû Bekir Lawal'in eğitim amacıyla Suudi Arabistan'a gitmesi üzerine hareketin liderliği tamamen Muhammed Yusuf'a kalmış; Muhammed Yusuf'un 2009'da katledilmesiyle hareket, Nijerya'da daha kanlı eylemler gerçekleştirmiştir.[26]

Boko Haram'ın Nijerya'da tekfirci fikriyatın önemli ismi Maitatsine olarak bilinen Mohammed Buba Marwa (ö. 1980)'dan etkilendiği düşünülse de hareketin İslâmî hassasiyetinin Suudi kurumları tarafından suiistimali ve Şia'nın Nijerya'daki faaliyetlerine karşı tepki olarak doğduğu anlaşılmaktadır. Hareket 14 Nisan 2014'te çoğu Hıristiyan 275 kız öğrenciyi Çibok kasabasından kaçırmakla adını duyurdu.[27]  Örgütün bu eylemi, Batılı ülkelerce Nijerya Müslümanlarının yönetim üzerindeki etkisi azaltılmak için kullanılmış; hükümetin şiddetle mücadele ettiği örgütün henüz tam çökmemiş olması ve Batı medyasının bu örgüt yüzünden Nijerya Müslümanlarının ülke yönetimindeki konumlarını hedefe alması Nijeryalı Müslümanları endişelendirmektedir.

 

Nijerya'da Kadirî ve Ticanî Tarikatları

Nijerya'da sözü edilen renkliliğe rağmen ülkenin en etkin iki İslâmî yapısı; ülkenin kurucu gücü Kadirî tarikatı ve neredeyse Afrika'nın bütününe etkin olan Ticanî tarikatıdır.

Nijerya'da Kadirîlik

Osman Dan Fudî'nin tarikatı olarak Nijerya'nın adeta resmi tarikatı olan Kadirîyye tarikatı, Afrika'ya Ebû Medyen adlı Faslı sufînin (ö. 1198), hac farizası sonrasında Bağdat'ta tarikatın kurucusu Şeyh Abdulakdir el-Geylanî ile tanışmasıyla gelmiştir. Tarikat, 16. yüzyılda büyük bir canlanma yaşamış, Nijerya'nın kurucusu Osman Dan Fudî'nin faaliyetleri ile Nijerya'nın en önemli İslâmî yapısı hâline gelmiştir. [28]

Kadirîyye, günümüzde yaşamın bütün alanlarında Nijerya üzerindeki etkisini hissettirmektedir. Tarikat, halkın manevi sorunlarının yanında maddi sorunları ile de ilgilenmekte; yedi yıllık planlar doğrultusunda çalışmalarını projelendirip okullar açmakta, hac ziyaretleri düzenlemekte, yolları ağaçlandırmakta, okul bahçelerini düzenlemekte, hava durumu takip istasyonları, enerji üretim istasyonları, geri dönüşüm istasyonları inşa etmekte; yoksullar için aş evleri kurmakta, İslâm'ın tanıtılması için kampanyalar düzenlemektedir.[29] Tarikat, bu yapısıyla İslâm dünyasındaki tarikatlar arasında özgün bir yere sahiptir.

 

Ticanîyye Tarikatı

Faslı Şeyh Ahmet et-Ticanî (ö. 1815) tarafından kurulan Ticanî tarikatı, bütün Afrika'da olduğu gibi Nijerya'da önemli bir İslâmî yapıdır. Tarikatın Nijerya'ya yayılmasında tarikatın önemli önderlerinden Ömer el-Fudî'nin 1837'de hac ziyaretinin ardından Sokoto Halifesi Muhammed Bin Bello'yu ziyaret etmesi ve onun kızlarından biri ile evlenmesi ile gerçekleşmiştir. İlkin devletin yarı resmi tarikatı Kadirilik karşısında marjinal kalan Ticanilik, Kuzey Nijerya'da önce emirlerin ve alimlerin ilgi duyduğu elit bir tarikat olmuş, ardından halk arasında yayılmıştır.[30]  Günümüzde tarikatın etkinliğinin Kadirîyye'yi geçtiği iddia edilmektedir. 2012'de yapılan bir araştırmaya göre, Nijeryalıların yüzde 37'si kendisini tarikat mensubu olarak tarif etmiştir bu da Nijerya Müslümanlarının yaklaşık yüzde 75'ine denk gelmektedir. Bunlardan yüzde 19'u kendisini Ticaniyye, yüzde 9 ise Kadiriyye mensubu olarak tanıtmıştır.[31]

NİJERYA'NIN SORUNLARI

Nijerya, zengin petrol kaynaklarına rağmen yolsuzluklar ve kıtlık gibi doğal sebeplerden dolayı ekonomik sorunlar yaşamaktadır. Bununla birlikte Müslüman-Hıristiyan çatışmaları ve Biafara merkezli ayrılıkçı hareketler, Nijerya'nın diğer problemlerini teşkil etmektedir. Indigenous People of Biafra (İPOB/Biafra Yerli Halkları Hareketi) ülkenin güneydoğusunu ayırmak istemekte, bu yönde silahlı bir yapı kurarak silahlı eylemler gerçekleştirmektedir. Grup, bağımsızlık isteğinin barışçıl olduğunu dillendirerek silahlı güçlerinin sadece güvenliği sağlamak için kurulduğunu iddia etse de şiddet eylemlerine başvurmaktan uzak durmamaktadır.[32] Hareketin başında Hıristiyan Mazi Nnamdi Kanu bulunmaktadır. Ancak hareket, Hıristiyanlar açısından dinî bir nitelik taşımamakta ve hareketin lideri ateizmle suçlanmaktadır.[33]

Petrol zengini Nijer Deltası'nın bağımsızlığı için savaşan diğer Hıristiyan örgüt MEND de Nijerya için önemli bir problem olmayı sürdürmektedir. MEND'in 2000-2009 arasındaki eylemlerinden dolayı ülkenin petrol üretiminde yüzde 25'lere varan kayıplar söz konusu olmuştur. MEND, 2009'daki aftan sonra eylemlerine nispeten ara vermiş, 2012'den sonra ise eylemlerini yeniden artırmıştır.[34]

 

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

İslâm dünyasının en yeni ama en büyük İslâmî topluluklarından birini oluşturan Nijerya Müslümanları, Osman Dan Fudî'nin buluşturucu ve uzlaştırıcı fikriyatı üzerinden ülkenin kurucu gücü haline gelmişlerdir.  

Nijerya'daki İslâmî yapının karakteristik özelliği uzlaşı ve birliktir. Nijerya Müslümanları, İslâm dünyasında genellikle birbirlerine karşı olumsuz düşüncelere sahip akımları buluşturmuş; dengeli bir İslâmî anlayışa kavuşmuştur. Bu dengeli anlayış, Nijerya Müslümanlarını güçlü kılmış; emperyalizme karşı Nijerya'nın kurucu/koruyucu/bağımsızlaştırıcı unsuru olarak Hıristiyan ve putperest toplulukların önüne geçirmiştir.

Ne var ki Ahmedu Bello'nun İbn Suud ailesi ile kurduğu yakınlık, Nijerya'nın uzlaşıp buluşan İslâmî anlayışını zedelemiş; Nijerya'nın bir kesimi, Vehhabiliğe yaklaşarak orta yolun dışında kalmıştır. Maitatsine hareketinin ortaya çıkması ve 1980'de Şeyh İbrahim Zakzakî'nin İran'a gitmesiyle ise Nijerya Müslümanlarının ahengi bozulmuştur.

Bu tarihe kadar, diğer toplulukların ihtilafından yararlanan Nijerya Müslümanları, birbirleri ile uğraşmış; her iki yapının faaliyetleri Boko Haram'ın doğmasında etkili olmuştur. Boko Haram, Nijerya tarihinde ilk kez Müslümanların devlet idaresinde inisiyatifi kaybetmesi tehlikesine yol açmıştır.

Nijerya, günümüzde Boko Haram tehlikesini aşma noktasındayken Zakzakî hareketinin Nijerya'yı ne kadar etkileyeceği belirsizdir.

Bununla birlikte 200 milyona yaklaşan nüfusuyla Nijerya, İslâmîleşmesini sürdürmektedir. Bir yandan Sokoto Sultanlığının/halifeliğinin varlığı Nijerya Müslümanlarının mühim bir kesimini bir arada tutarken devlet başkanlığının da genellikle Müslümanların elinde olması Müslümanların güçlü olmasında etkili olmuştur. Mevcut Devlet Başkanı Muhammed Baharî de diğer Müslüman devlet başkanları gibi ülkeyi İslâmîleştirdiği gerekçesiyle Nijerya Hıristiyanları ve kimi Batılı yapılarca eleştirilmekte ama bu eleştiriler, geleneksel İslâmî yapıların halkın manevi sorunları kadar, yol, elektrik, su gibi maddi sorunlarıyla da yakında ilgilendiği Nijerya'nın daha da İslâmîleşmesini engelleyememektedir.

Nijerya, dinsel ve etnik ayrılıklar kullanılarak bölünmek istemekte; ülke, bölünmeye yol açmadan İslâmî yönünü güçlendirmektedir. Bu yönüyle Nijerya İslâm ülkeleri arasında özgün bir örnek olarak önümüzde durmaktadır.

 

ÜLKE KÜNYESİ

Resmi Adı

Nijerya Federal Cumhuriyeti

Başkenti

Abuja

Resmi Dil

İngilizce

Bağımsızlık Tarihi

1 Ekim 1960

Devlet Başkanı

Muhammed Buharî

Nüfus

190 milyon

Din

İslâm (%50), Hristiyanlık (%34), Animizm (%16)

Başlıca Etnik Gruplar

Hevsâ, Fûlânî, Yoruba, İba

Önemli Siyasi Partiler

Tüm İlericiler Kongresi (APC), Halkın Demokratik Partisi (PDP), Uyum Partisi, Tüm İlericiler Büyük İttifakı (APGA), İşçi Partisi (LP)

 

Üyesi Olduğu Başlıca Uluslararası Kuruluşlar

D-8, Commonwealth, BM, Afrika Kalkınma Bankası, Afrika Birliği

 

Çalışmaya PDF Formatında Ulaşmak İçin Tıklayınız.


[1] Animizm, doğada canlı-cansız her şeyin bir ruhu olduğunu kabul eden anlayıştır. Buna inananlara animist denir.

[2] Aydoğan Köksal, “Nijerya”, Diyanet İslâm Ansiklopedisi, TDV Yayınları, Ankara, 2007,  c. 33,  ss. 108-109.

[4] http://www.bbc.com/news/world-africa-38449822  Erişim Tarihi: 20.02.2018

[6] Ahmet Kavas, “Nijerya”, Diyanet İslâm Ansiklopedisi, TDV Yayınları, Ankara, 2007,  c. 33,  s. 109-112

[7] Abdul Azim Islahi, “Shehu Uthman Dan Fodio and His Economic Ideas”, Munich Personal RePEc Archive, Islamic Economics Institute, King Abdulaziz University, Jeddah, 2008.

[8] Mervyn Hiskett, “Batı Afrika'da Kurulan İki Derviş Devlet: Sokoto Hilafeti (1232-1317/1817-1900) ve Masina Devleti (1318-1279/1819-1862)”, çev. Kadir Özköse, Gazi Üniversitesi Çorum İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2003/2, sayı: 4, s. 173-202,  http://ktp.isam.org.tr/pdfdrg/D02476/2003_4/2003_2_OZKOSEK.pdf Erişim Tarihi: 20.02.2018

[9] Isaac Terwase Sampson, “Religion and the Nigerian State: Situating the de facto and de jure Frontiers of State–Religion Relations and its Implications for National Security”, Oxford Journal of Law and Religion, Cilt: 3, Issue 2, 1 June 2014, s. 315.

[10] Femi Owolade, “İslâm Devleti Talebinden Boko Haram İsyanına: Nijerya'nın İslâmcılık Deneyiminin Tarihsel Analizi”, Global Insights, MA, King's College London, 16 Ağustos, 2015.

http://researchturkey.org/tr/from-demand-for-an-islamic-state-to-the-boko-haram-insurgency-historical-analysis-of-nigerias-experience-with-islamism/  Erişim Tarihi: 21.02.2018

[13] Sampson, a.g.m. s. 329.

[15] Haruna Wakili, “İslâm and Politic Arena in Nigeria: The Ulema and The 2007 Election”, Institute of İslâmîc Study Thought Africa (ISITA), BUFETT CENTER, Mart 2009 http://buffett.northwestern.edu/documents/working-papers/ISITA_09-004_Wakili.pdf Erişim Tarihi: 20.02.2018

[17] Muhammed Sani Ömer, “Ahmed Bello Serdevna, Recülü'd-Devle ve Da'va”, http://www.qiraatafrican.com/home/new/أحمد-بلو-سردونا-رجل-دولة-ودعوة Erişim Tarihi: 20.02.2018

[20] http://www.nscia.com.ng/ Erişim Tarihi: 20.02.2018

[22] http://www.taawunonline.net/ar/?p=aboutus Erişim Tarihi: 20.02.2018

[26] Abimbola Adesoji, “Between Maitatsine and Boko Haram: Islamic Fundamentalism and the Response of the Nigerian State”,  Africa Today, Cilt: 57, No: 4, Yaz 2011, s. 98-119.

Muhammed Yusuf, başlangıçta silahlı eylemlerden uzak dururken grubun bir üyesi için düzenlenen cenaze töreni sırasında, Nijerya polisiyle, yeni yasalaşmış olan motosiklet sürücülerinin kask kullanması yönündeki talimata uymadıklarından ötürü çıkan arbedede, 17 üye hayatını kaybetmiştir.  Bu olaydan sonra Muhammed Yusuf, polis merkezlerine saldırılmasını teşvik eden konuşmalar içeren videolar yayınlamış, ardından grubun karargâhına düzenlenen operasyonda Muhammed Yusuf da dâhil olmak üzere, yaklaşık 1.000 cemaat üyesi hayatını kaybetmiştir.  Daha doğrusu Muhammed Yusuf sağ ele geçirildikten sonra polis tarafından hastanede öldürülmüştür, Muhammed Yusuf'un öldürülmesinden sonra örgüt daha da marjinalleşmiştir. Yusuf'tan sonra örgütün liderliğinin kimde olduğu da net değildir. (Ahmet Göksel Uluer, Nijerya'da Silahlı Örgütler: Boko Haram ve Mend, Ankara Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara,2014, s. 56-57.)

[28] Abdullah Abdürezzâk İbrahim, “Afrika'da Tasavvuf ve Tarikatlar”, çev. Kadir Özköse, Ensar Yayıncılık, Konya, 2008

[30] Andrea Brigaglia, “Sufi Revival and Islamic Literacy:Tijani Writings in Twentieth-century Nigeria”, The Annual Review of Islam in Africa, Issue No. 12/1, Cape Down, 2013-2014, s. 102-111.

[31] https://rlp.hds.harvard.edu/faq/İslâm-nigeria Erişim Tarihi: 20.02.2018

Kadirîyye mensuplarının azalmasında tarikatın önemli bir kesiminin Kadirîlik ile Selefîliği iç içe yaşaması ve artık kendisini Selefî-Kadirî olarak tarif



Yorumlar Yükleniyor..
Yavuz Selim Mah. Mehmetçik Sokak. No:71/2 Esenler - İSTANBUL  Email: sdamstrateji@gmail.com
Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.