SDAM Seminer Etkinliği: Türkiye'de Sağ, Sol ve İslâmcılık
ETKİNLİKLER - 24.04.2018 15:38
Strateji Düşünce ve Analiz Merkezi (SDAM), 21 Nisan 2018 tarihinde Gazeteci-Yazar Hasan SABAZ'ın katılımıyla “Türkiye'de Sağ, Sol ve İslamcılık” konulu seminer etkinliği düzenledi.

Türkiye'de sağ ve sol kavramının bir dönem çok sık kullanıldığını belirterek konuşmasına başlayan Sabaz, “Sağcı ve solcu kavramları Türkiye siyasetinin bazı dönemlerinde sıkça kullanılmış hatta bu kavramların etkisi bazı dönemlerde Türkiye siyasetinde ciddi etkiler bırakacak düzeylere ulaşmıştır. İslamcılık ise sağ ve solun revaçta olduğu dönemlerden ziyade farklı zaman aralıklarında kullanılmıştır. Bahsini ettiğimiz kavramların her birinin kendi içerisinde çok farklı anlamlar barındırmasından dolayı bu kavramları tüm yönleri ile ele almak bir seminer için mümkün görünmemektedir. Ancak biz bu kavramların en azından tarihsel sürecine ve öz itibariyle ne anlam barındırdıklarına bakmaya çalışacağız.” diye konuştu.

Sağ ve sol kesimin birbirlerine yüklemiş olduğu tanımların tam tersi anlamlar barındırdığını belirten Sabaz, “Dünya siyasetinde sağcılar biraz dindar, biraz kapitalist, statükocu gibi anlamlandırılmakta iken solcular; özgürlükçü, değişimci, ahlaki değerleri olmayan, dini hassasiyeti barındırmayanlar olarak tanımlanır. Ülkemizde ise solun sağa bakışı cahil, okumayan, köylü, yobaz; sağın sola bakışı ise dinsiz, tarihini reddeden, ahlak tanımaz, gibi birbirine tam tersi anlamlar barındıracak şekildedir. Esasen bu iki kavramın ortaya çıkışı Fransız İhtilali'ne dayanır. Fransız İhtilali esnasında aristokratlar, burjuva ve işçi sınıfının çabasıyla devrildi. Yeni oluşan sistemde burjuva ve işçi sınıfının partileri vardı. Bunlar oluşturulan mecliste yer aldılar. Meclisin sol bölümüne işçi sınıfı temsilcileri, sağ tarafına ise burjuva temsilcileri oturdu. Buna göre sol tarafta oturan işçi sınıfı solcu, sağ tarafta oturan burjuva ise sağcı olarak nitelendirilmişlerdir.” dedi.

Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde bu kavramların kullanılmaya başlandığını söyleyen Sabaz, “Osmanlı'nın son dönemlerinde ve Cumhuriyet'in kurulmaya başlandığı yıllarda özelikle milliyetçi ve muhafazakâr milliyetçi kesimlerle birlikte sağcılık ve İttihat Terakki ile birlikte Solculuk kavramları kullanılmaya başlandı. Aslında bizde bu kavramlar ilk başlarda karmaşık anlamlar barındırmaktaydı. O dönemler için milliyetçilik sağcı olmanın belirtileri olarak görülüyordu. Nitekim dine karşıtlıkları ile bilinen Ziya Gökalp, Yusuf Akçura ve Nihal Atsız gibi isimler, aşırı milliyetçi isimler sağcı olarak görülmekteydi. CHP her dönem için solcu bir parti olarak görülmüşse de ilk yıllardaki bazı tutum ve uygulamaları sağcıların tutumlarına benzemektedir. Zira Mustafa Kemal'in o dönemin meşhur solcu komünist yazarlarına karşı takındığı sert tutum bunun göstergesidir. Demokrat Parti ile birlikte ‘sağ siyaset' kavramı gelişti, böylelikle CHP solcu parti, DP ise sağcı parti olarak görüldü. DP'nin sağcı olarak görülmesinin asıl sebebi Arapça ezan yasağı ve dini yaşamı ilgilendiren bazı yasakları kaldırmasıdır. Milli Selamet ve Milli Nizam Partileri de sağ siyaset içerisinde görülmüş, Turgut Özal'la birlikte liberal sağcılık kavramı konuşulmaya başlanmıştır. Sağ ve sol siyasetin içerisinden bu kadar farklı çeşidin çıkmasının sebebi tanımlarının ve sınırlarının belirlenememesinden kaynaklanmaktadır.” diye konuştu.

Türkiye'de solculuğun da özellikle çok partili sürece geçildikten sonra geliştiğini ifade eden Sabaz, “DP'nin sağ siyasette görünmesinden sonra CHP sol siyasetin temsilcisi olarak gösterildi. Ancak solculuğun asıl temsiliyetini Türkiye İşçi Partisi (TİP) yapmıştır. 1970'lerden sonra marjinal, militan solcu gurupların ayrılmasıyla TİP bölünmüş ve içerisinden farklı yapılar çıkmıştır. Birbirinden ayrılan bu yapılar ‘Maocular' ve ‘Leninistler' olarak iki gurup olarak adlandırıldı. Leninistler şehirlerde proleter bir isyan peşindeyken Maocular ise kırda gerilla savaşını benimsemişlerdi. CHP'nin sol kesimle asıl yakınlaşması Bülent Ecevit döneminde olmuştur. 1980 darbesinden sonra solcu kesim arasında ciddi ayrışmalar oldu. Günümüzde solcuların en büyük övünç kaynağı 6. Filo olayında emperyalist Amerikan askerlerini denize dökmeleri olarak bilinir ancak bugün Suriye'nin kuzeyinde PKK bayrağı altında Amerika ile olan sıkı fıkı ilişkileri bu kavramların tanımlarının ne derece değişime uğradığının göstergesidir.” dedi.

Son olarak İslamcılığın ilk defa Osmanlının son dönemlerinde kullanılmaya başlanılan bir kavram olduğunu söyleyen Sabaz, “İslâmcılık kavramı, Osmanlı'nın son dönemlerinde Batıcılığa ciddi anlamda karşı duran ve Osmanlı'nın tekrar ayağa kalkmasının İslâmî çizgiye dönmesiyle olacağını savunan aydın ve yazarların ortaya çıkmasıyla birlikte kullanılmaya başlandı. O dönemden başlayarak Cumhuriyet yıllarından sonra da bu fikriyatı savunan ve bunun için çabalayanlar için İslâmcı nitelemesi yapıldı. Bunun içinde Sait Halim Paşa, Mahmet Akif Ersoy, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Şeyh Said, Bediüzzaman gibi isimler de vardır. İslâmcılık içerisinde bir hedef barındıran, bir düşüncesi olan kimseler için tabir edilir, bununla birlikte İslâmcılık içerisinde siyasî bir düşünceyi de barındırır. Bunun için Şeyh Said Hareketi İslâmcı bir harekettir. Aynı şekilde Zahid Kotku, Necmettin Erbakan İslâmcı şahsiyetlerdi. Zaten Türkiye'de sağ ve solun gelişmeye başladığı 1970'lerde İslâmcılık Hareketi de gelişme kat etmeye başlamış özellikle Erbakan Hoca ve MTTB ile birlikte siyasi ayağı oluşmuş, 1980'lerde Rusya'nın Afganistan'ı işgali ve İran devrimiyle toplumsal anlamda İslâmcılık hareketleri artmaya başlamıştır.” diye konuştu.

Seminer soru ve cevap bölümünün ardından sona erdi.



Yorumlar Yükleniyor..
DİĞER TÜM YAZILAR
Kategoriye ait diğer yazılar
Yavuz Selim Mah. Mehmetçik Sokak. No:71/2 Esenler - İSTANBUL  Email: sdamstrateji@gmail.com
Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.