SDAM Seminer Etkinliği: 'Ekberi İrfan ve Günümüze Bakan Yönleri'
ETKİNLİKLER - 05.11.2019 14:31
Strateji Düşünce ve Analiz Merkezi (SDAM), 2 Kasım 2019 tarihinde Diyarbakır Temsilciliği seminer salonunda, Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdurrahim Alkış'ın katılımıyla “Ekberi irfan ve Günümüze Bakan Yönleri” konulu seminer etkinliği düzenledi.

Konuşmasına Şeyhü'l Ekber olarak isimlendirilen Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin kurmuş olduğu düşünce sistemine Ekber-i İrfan denildiğini belirterek başlayan Alkış, İslam tarihinde İbn-i Arabî hakkında olumlu ve olumsuz birçok yorumun yapıldığını ve bu gün de çokça konuşulan bir şahsiyet olduğunu belirtti.

Çok tartışılan, lehinde ve aleyhinde çok söz söylenen bir şahsiyet olmasına rağmen İbn-i Arabî'nin genel olarak İslam âlimlerince kabul gördüğünü belirten Alkış, İbn-i Teymiye ve Aliyyul Kari dışında İbn-i Arabî hakkında olumsuz görüş bildiren önemli bir ismin olmadığını, onların da yanlış okuma ve yanlış anlama neticesinde karşı görüş belirttiklerini ve hatta İbn-i Teymiye'nin onu Şeyhü'l Ekfer diye isimlendirdiğini belirtti. Ayrıca bazı sufilerin de “sırlarımızı ifşa ediyor” gerekçesiyle kendisini eleştirdiklerini ifade etti.

Günümüzde İbn-i Arabî'nin daha anlaşılır olduğunu söyleyen Alkış konuşmasına şöyle devam etti: “Yaklaşık 100 sayfalık Fususu'l Hikem adlı eserine 120'ye yakın şerh yazılmıştır. Çünkü anlaşılması zordur, hatta muamma kısımları vardır. Ayrıca sadece dinle ilgili değil dünya sistemi ile ilgili fikirler de beyan ettiğinden, batılılar tarafından fikirleri takip edilmiş ve İbn-i Arabî'yi anlamak için enstitüler bile kurulmuştur.”

İbn-i Arabî'nin varlıkta birlik (Vahdet-i Vücud) fikrini savunduğunu belirten Alkış, “İbn-i Arabî'ye göre Tevhid birleştirmek demektir. Kâinatta varlık dağıtıldığından, Tevhid varlığın parçalarını bütünleştirmek demektir. Her şeyde Allah'ı ve O'nun esmasını görmektir. Allah'ın Zatı birdir ama isim ve sıfatları çoktur. Bu konu hakkındaki tartışma ve eleştirilerin ana konusu, sıfatlar Allah'ın zatı ile aynı mıdır, gayrı mıdır? sorusudur. Ehli Sünnet, sıfatların ne aynı ne de gayrı olduğunu belirtmiştir. İbn-i Arabî ise ‘Zat bakımından bütün esma Allah'ın isimleridir, taayyünat yani ortaya çıkma ve görünürlük bakımından farklıdır' fikrini savunmuştur. Ayrıca Şair ve Âlim iki zat olan Meleyê Cezeri ve Ahmed-i Xani'nin şiirlerinde de Vahdeti Vücud fikri işlenmiş ve İbn-i Arabî'den etkilenmişlerdir” şeklinde konuştu.

Alkış daha sonra İbn-i Arabî'ye göre Allah'ın en üstün isminin hayat sahibi olma anlamında “el-Hayy” olduğunu ifade ederek şöyle devam etti; “İbn-i Arabî'ye göre varlık birdir, ancak katmanları vardır ve varlık yedi katmandır. Allah insana kendi ruhundan üflemiştir. İbn-i Arabî'ye göre canlı-cansız her varlığın bir ruhu vardır. Görme ve işitme gibi bütün eylemeler ruhta gerçekleşir. Bedene değer veren ruhtur. İçinde yaşadığımız şehadet âleminden ruhlar âlemine açılan bir kapı da rüya âlemidir.” Alkış ayrıca insan ve kâinatın birbirini tamamladığını, kendini ve kâinatı hakkıyla tanımanın insanı güzel sonuçlara ulaştıracağını da ifade etti.

Son olarak Alkış, İbn-i Arabî'nin yazdıklarının kötü fıtratlı kişiler tarafından çarpıtılmaya müsait olduğunu ve herkesin İbn-i Arabî'yi anlayamayacağı için okurken ve okuturken dikkatli davranılması gerektiğini belirterek konuşmasını tamamladı.

Seminer soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

 



Yorumlar Yükleniyor..
DİĞER TÜM YAZILAR
Kategoriye ait diğer yazılar
Göztepe mahallesi İSTOÇ 3. Cadde N Blok No: 6/103 Bağcılar / İstanbul - Email: sdamstrateji@gmail.com
Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.