SDAM Seminer Etkinliği: 'Teşekkülden Günümüze Yezidilik (Êzidilik)'
ETKİNLİKLER - 21.03.2020 16:47
Strateji Düşünce ve Analiz Merkezi (SDAM), 7 Mart 2020 tarihinde Diyarbakır Temsilciliği seminer salonunda, Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Bozan'ın katılımıyla “Teşekkülden Günümüze Yezidilik (Êzidilik)” konulu seminer etkinliği düzenledi.

Konuşmasına batıni dini yapılanmaların ortak özelliklerine örnekler vererek başlayan Bozan: “Bâtıni dini oluşumların zihin çalışma yapıları aynıdır. Mesela şeyh kavramı hepsinde mevcuttur. Mutlak bir tanrı anlayışı ve aşırı tenzihçi bir yaklaşım vardır. Allah, şey veya tek bile değildir. O yüzden bilinmesi için yeryüzüne hulul ve zuhur eder. Ayrıca tanrının yardımcıları da vardır. Yezidilikte de tanrı, Yezid ve Şeyh Adi olmak üzere iki defa zuhur etmiştir.

Bu tip yapılar dışa kapalı bir şekilde yaşadıkları için zamanla akraba bir dini grup haline gelirler. Daha ileriki bir süreçte ise farklı bir millet haline gelirler. Bugün artık Yezidiliği tanımlamak için Kürtlük yeterli bir kavram olmayacaktır” diyerek batıni dini yapılanmaların tarihi süreç içerisinde geçirdiği dönüşüme dikkat çekti.

Yezidilikte yaratılış ve dini figürler ile alakalı mitoloji diyebilecek birçok hikâye olduğunu belirten Bozan: “Yezidiler kendilerinin Hz. Âdem'in ve Cennetten gelen bir hurinin soyundan geldiklerine inanırlar. Diğer insanlar Havva'nın, Yezidiler ise bu Hurinin soyundan gelmişlerdir. Havva'dan olan çocuklar onları öldürmek için bir plan kurmuşlar fakat sabah uyandıklarında hepsi farklı bir dili konuşmaya başladıkları için bu planı uygulayamamışlardır. Dünyadaki dillerin farklı olmasının nedeni de budur.

Yezidilerde, mutlak tanrı olan yaratıcı, yarattıklarıyla uğraşmaya tenezzül etmez. Yardımcı tanrılar mutlak tanrı adına icraatta bulunurlar. Bunlar İslamiyet'teki melek inancının kutsallaştırılmış halidir. Yezidilikte yedi tane yardımcı tanrı bulunmaktadır. Yezidiliğin başlangıcındaki ilahi ve kıssalarda ahiret inancı olmakla birlikte zamanla reenkarnasyona inanan bir din haline gelmiştir. Din adamları sınıfı ise Şeyh Adi'nin soyundan gelmektedir.

Yezidilikteki ibadetlerde, Yezidi inancına göre İslami motifler daha belirgindir. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki defa güneşe dönerek dua ederler. Oruç ibadeti İslam'daki gibi seherden akşama kadardır. Yalnız yılda üç gün oruç tutarlar. Din adamları ise kırk gün oruç tutar. Tevil edilmeyen tek ibadet ise zekâttır. Zekât, can ve mal ile imama yardım etmektir. İslam dininden çıktıklarına hükmedilip Kâbe'ye gitmeleri yasaklanınca Şeyh Adi'nin türbesine kıblegah edinmişler ve hac için artık Laleş'te toplanmaya başlamışlardır.

Yezidilere göre meleklerin hepsi Hz. Âdem'e secde ederek Allah'ın onları tabi tuttuğu imtihanı kaybetti. Azazil ise Allah'tan başkasına secde etmeyerek imtihanı kazandı ve baş melek oldu. Hayat, ölüm, rızık vb. kâinatın bütün tasarrufu kendisine verildi. Melek Tavus yardımcı tanrı olduğu için ona yapılan ibadet Allah'a yapılmış sayılır.” diye konuştu.

Yezidilik inancı ve ibadetleri ile ilgili bilgiler verdikten sonra Yezidiliğin çıkış noktası ve tarihi sürecine değinen Bozan, Yezidilik ile ilgili tarihi kaynaklarda İslamiyet'ten önce hiçbir bilgi ve belgenin olmadığını ifade ederek: “Yezidiliğin kurucusu Şeyh Adi b. Müsafir, Emevi soyundan gelmiş ve Ehli Sünnet'e mensup bir âlimdir. Şam'da Ehli Hadis'in o dönemki en büyük hadisçisi Ebul Ferec el-Makdisi'den ders almıştır. Şeyh Adi'ye nispet edilen “İtikadül Ehlis Sünne vel Cemea” adlı bir kitap vardır. İbn Teymiyye, bu kitabın Şey Adi'nin değil hocası Ebu Ferec'in olduğunu belirtir. Kitabın yazmaları incelendiğinde hem 20 sayfalık hem de 80 sayfalık nüshaları olduğu görülecektir. Muhtemelen Şeyh Adi hocasının kitabını şerh etmiştir. Ayrıca Şeyh Adi, Bağdat'ta Abdülkadir Geylani ile beraber bulunmuştur” diyerek Şeyh Adi hakkında bilgiler verdi.

Şeyh Adi'den önce de o bölgede Yezid b. Muaviye'yi savunan bir grup olduğunu belirten Bozan:  “Ehl-i Sünnet genelde Muaviye'yi savunmuş ancak Yezid'i savunmamıştır. Ama Şeyh Adi, Yezid'e halife diyerek sövülmeyeceğini savunmuştur. Başlangıçta Yezid'e olan akrabalıklarından dolayı Yezid'i savunan bu Ehli Sünnet tarikat, süreç içinde farklı bir yapıya eviriliyor. Şey Adi'nin torunu olan Adeviye tarikatının üçüncü Şeyhi, Şeyh Hasan sapkın fikirlere sahip olduğu için idam ediliyor. O dönemde yaşayan Ebul Firas konu ile ilgili olarak ‘Musul'dan hemşerilerim geldi. Şeyh Hasan sapıttı dediler' diyerek bozulmaya dikkat çekiyor. 1250'lerde vefat etmiş olan Ebul Firas'ın ‘er Red alal Yezidiyye vel Adeviyye' isimli kitabı bile mevcuttur. Tabi o dönem batıni düşüncenin İslam dünyasının her tarafına yayıldığı bir dönemdir. Moğollardan dolayı siyasi istikrarsızlığın olması bu durumun sebeplerinden biridir.

Ebul Firas'tan 100 yıl sonra yaşamış olan İbn Teymiyye'de Yezidilere Şeyh Adi'nin yoluna dönmeleri için nasihat ediyor. Yine Zehebi Yezidililerin o dönemde Şeyh Adi'nin türbesini kıblegah edindiklerini aktarıyor. O günlerden bu günlere kadar hep Yezidilerin Müslüman olup olmadıkları ulema tarafından tartışılıyor. Tanzimat ile beraber yapılan seçimlerde Osmanlı, Yezidiler'i Müslümanların kontenjanından sayıyor. Ama artık bugün Yezidiler de kendilerini İslam'a nispet etmiyor, Müslümanlar da Yezidileri İslam dairesi altında görmüyorlar” diyerek Yezidiliğin İslam'dan kopuş sürecini anlattı. Ayrıca Bozan, dünyada şuan 700 bin civarında Yezidi kaldığını ve bunlarında kapalı bir toplum oldukları için modern hayatta zorluklar yaşadıklarını ve zamanla sayılarının azaldığını belirterek konuşmasını sonlandırdı.

Seminer soru ve cevap bölümünün ardından sona erdi.

 

 



Yorumlar Yükleniyor..
DİĞER TÜM YAZILAR
Kategoriye ait diğer yazılar
Göztepe mahallesi İSTOÇ 3. Cadde N Blok No: 6/103 Bağcılar / İstanbul - Email: sdamstrateji@gmail.com
Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.