Covid-19 Salgını ve İslam'ın Çalışma Ahlakı Kapsamında Toprağa Dönüş
GÜNDEM ANALİZ - 05.05.2020 00:59
Elde mevcut olan bir para, yeni kapılar açacak bir ticarete dahil edilmezse, nasıl ki sonu tükeniş oluyorsa, kırsalın imkanları dahilinde toprak işleme ve hayvan yetiştiriciliği gerçekleştirilmezse, onun da sonu tükeniştir.

Dr. Sertaç Tekdal

GİRİŞ

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgınıyla birlikte gıda stok ve ihtiyacının, dolayısıyla da tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin önemi bir kez daha gündeme geldi. Salgının başladığı ilk günlerde ve sokağa çıkma yasağına dair haberlerin duyurulması ile birlikte marketlerde yaşanan izdihamlar, toplumların gıda konusundaki endişelerini göstermektedir. Öte yandan hastalığa karşı mücadele kapsamında sürekli olarak dile getirilen tavsiyelerden biri de dengeli beslenme konusuydu ki, bu da direk gıda konusu kapsamında değerlendirilmektedir. Yaşanan bu salgınla birlikte devletler düzeyinde tarım ve hayvancılık konusunda tedbir ve çözüm önerileri gündem konusu oldu. Küreselleşmiş bir dünya anlayışının kök saldığı bir zaman diliminde gerçekleşen bu salgınla birlikte, ülkelerin kendi derdine düştüğü ve geleceğe dair ilaç, gıda vb. ihtiyaçların teminine yönelik önlem ve politikalar geliştirmeye çalıştıkları görüldü. Bu kapsamda; video konferans yöntemiyle düzenlenen 26. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı açıklamada, çiftçilerin ekilmemiş tek karış toprak bırakmaması gerektiğini vurgulaması,[1] ülkemizde yaklaşık 3 milyon ha tarım arazisinin çeşitli sebeplerle atıl halde olduğu da dikkate alınarak, Tarım ve Orman ile Çevre ve Şehircilik Bakanlıklarının ortak çalışmasıyla başlatılan proje kapsamında  ilk etapta hazineye ait yaklaşık 10 milyon metrekarelik atıl tarım arazilerinin hububat, baklagiller, yağlı tohumlar ve yem bitkileri gibi stratejik ürünlerin ekilmesi amacıyla bedelsiz olarak çiftçilere dağıtılacak olması,  yaşanabilecek pazar sorununa ilişkin bakanlığın ürünleri devlet olarak alacaklarını duyurması gibi çözüm yolları gündeme getirildi.[2] Elbette ki son yıllarda yapılan desteklemelere rağmen, artan girdi fiyatları gibi bazı problemlerden dolayı beklenen kazancın elde edilememesiyle, tarımsal faaliyetlere ilginin istenen düzeyde olmadığı bilinmektedir. Ancak her ne sebeple olursa olsun, tarım arazilerinin boş bırakılması ve tarımsal faaliyetlerin sekteye uğraması, geleceğe dair gıda konusunda büyük problemlerin yaşanmasına yol açacaktır. Nitekim basında yer alan 27 Nisan 2020 tarihli haberde, Dr. Ramazan Kurtoğlu şu açıklamalarda bulundu: ''Coronavirüs, diğer virüslerden farklı olarak aynı anda kuzey ve güney yarımküre, yaz ve kış, sonbahar ve ilkbahar ülkelerini vuruyor. Bu, mutlaka gıda tedarik zincirlerini koparır. Şu anda 20'den fazla ülke gıda ihracatına yasak getirdi. Buna Rusya ve kardeş ülke Kazakistan da dâhildir. Önümüzdeki bir yıl içinde muhtemelen gıda tedarik zinciri kopacak… Dağdaki çobanımız bile bulduğu bir avuç yeri ekmeli… Mevcut kullanılabilir arazilerimizde gerek sulu, gerekse kuru tarım ile aklımıza gelen bütün ürünler ekilmeli, insanımız aç ve açıkta bırakılmamalı ve çiftçilerimiz desteklenmelidir.”[3]

Bu analizimizde, Covid-19 salgını sonrasında sıkça gündeme gelen toprağın boş bırakılmaması ve işletilmesine dair İslam'ın bakış açısı, buna istinaden İslam medeniyetinin tarım alanında gerçekleştirdiği muazzam katkılar ile Müslüman bir birey ve toplum olarak nasıl bir sorumluluğa sahip olduğumuzu değerlendirmeye çalışacağız.

Çalışmanın Tamamına PDF Formatında Ulaşmak İçin Tıklayınız

 



Yorumlar Yükleniyor..
DİĞER TÜM YAZILAR
Kategoriye ait diğer yazılar
Göztepe mahallesi İSTOÇ 3. Cadde N Blok No: 6/103 Bağcılar / İstanbul - Email: sdamstrateji@gmail.com
Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.